HİRA.forumotion.com
Sitemizden daha iyi yararlanmak için lütfen üye olunuz veya giriş yapınız!
HİRA.forumotion.com

İslam ümmetinin direniş adresi.
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» iftira: Ömer Bin Hattabın katili Ebu lulue'nin mezarı türbe haline getirildi
Paz Ağus. 22, 2010 8:46 am tarafından Elmeddin

» imam musa kazımın şehadeti
Çarş. Tem. 07, 2010 3:58 pm tarafından kevseri_resul_76_

» hayırlı cumalar
Cuma Haz. 18, 2010 2:34 pm tarafından kevseri_resul_76_

» şiaya göre nübüvvet
Cuma Haz. 11, 2010 8:54 am tarafından Admin

» SİTEMİZE YENİ LOGO ÖNERİM!
Perş. Haz. 10, 2010 6:10 pm tarafından kevseri_resul_76_

» DİNƏ MEYLİN SƏBƏB VƏ MOTİVLƏRİ
Perş. Haz. 10, 2010 10:37 am tarafından Admin

» Din haqqında ümumi anlayış.
Perş. Haz. 10, 2010 10:33 am tarafından Admin

» Selamünaleyküm
Perş. Haz. 10, 2010 10:27 am tarafından Admin

» BAZI KİTAPLAR...
Çarş. Haz. 09, 2010 8:38 pm tarafından kevseri_resul_76_

» ALİMLERİMİZ
Çarş. Haz. 09, 2010 8:23 pm tarafından kevseri_resul_76_

En iyi yollayıcılar
Admin (131)
 
kevseri_resul_76_ (110)
 
Hasan_AGA (54)
 
gulistan_2 (52)
 
Elmeddin (37)
 
fizilalilfatıma (29)
 
abdullah (19)
 
meshedi313 (16)
 
Şehadet (11)
 
Ahir-zaman (10)
 

Paylaş | 
 

 Niçin İmam Hüseyin (a.s)ın Muaviye döneminde kıyam etmedi?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
meshedi313
Üye
Üye


Mesaj Sayısı : 16
Puanlarınız : 35
Teşekkür eildi : 5
Kayıt tarihi : 01/02/10
Nerden : www.alevicaferi.net

MesajKonu: Niçin İmam Hüseyin (a.s)ın Muaviye döneminde kıyam etmedi?   Salı Şub. 02, 2010 1:18 am

Niçin İmam Hüseyin (a.s)ın Muaviye döneminde kıyam etmedi?
Ana Menü - Kerbela
Salı, 26 Ocak 2010 16:33


İmam Hüseyin (a.s) Muaviye’nin döneminde on bir yıl (h: 49–60) İmametlik yapmıştır, bütün bu zaman zarfı içerisinde Muaviye’ye karşı birçok itirazlarda bulunmuştur, bunları İmamın Muaviye’ye yazmış olduğu mektuplarda görmekteyiz. İmam bu mektuplarında hâkim hükümetin Müslümanlar için büyük bir fitne olduğunu bildirdikten sonra, ne büyük katliamlar yaptığı ve haksız yere nice büyük şahsiyetleri (Şianın önde gelenlerinden olan Hicr b. Ady ve Amr b. Hamg gibi) öldürdüğünü hatırlatıp bu yapılanlara karşı gelmiştir. Böylelikle de hâkim rejimin hiçbir meşruiyeti olmadığını anlatmaya çalışmıştır. İmam Hüseyin (a.s) bir diğer mektubunda da; Allah katında en güzel amelin Muaviye’yle savaşmak olduğunu ve yapılmadığı takdirde de Allah’ın dergâhında af dilenilmesi gerektiğini buyurmuştur.

Fakat bütün bunlara rağmen İmamın, neden kıyam etmediğini köklü meselelerde aramamız gerekmektedir, burada sadece mektuplarında belirtmiş olduğu birkaç nedene değineceğiz. İmamın kıyam etmeyişinin nedenini, daha geniş ve daha kapsamlı bir şekilde öğrenmek isteyenler tarihi tahlillere bakmalıdırlar:

Bir: İmam Hasan’ın (a.s) imzalamış olduğu barış anlaşması
İmam Hüseyin (a.s) ,Muaviye’ye yazmış olduğu mektupların birinde İmam Hasan’ın (a.s) onla yaptığı anlaşmaya sadık kaldığını ve bozmayacaklarını buyurmuştur.
Lâkin hemen akla gelen ve önemli olan soru şudur; Muaviye anlaşmayı imzaladıktan sonra, daha mürekkep bile kurumamışken Küfe’de onu ayağının altına atarak vermiş olduğu sözleri tutmayacağını ve anlaşmayı kabul etmediğini göstermiştir. Muaviye’nin anlaşmayı böylesine bozmasına rağmen, niçin İmam Hüseyin (a.s) hala bu anlaşmaya sadık kalmıştır?
Bu soruya birkaç açıdan şöyle cevap vere biliriz:
1-Muaviye’nin sözüne biraz dikkat edecek olursak çok açıkça anlaşmayı bozduğu anlaşılmamaktadır, O şöyle demiştir: “Ben Hasan’a bazı sözler verdim” vermiş olduğu ve sonradanda “kabul etmiyorum” diyerek bozduğu sözü anlaşma maddelerinden başka, kabul ettiği sözlerdir. Böylelikle anlaşmanın aslını reddettiğini göstermiyor yahut en azından anlaşmayı çiğnemediğini bu çift taraflı sözüyle iddia edebilir.
2- İmam Ali (a.s) ile Muaviye'nin siyasî karakterleri arasında birçok farkın bulunması gibi, İmam Hüseyin’le de siyasi şahsiyetleri fark etmektedir.
Muaviye hedefine ulaşmak için her türlü hile, kandırmaca, dalavere ve alçaklığı yapabilecek bir siyasî karaktere sahipti, bunun birçok örneğini Hz. Ali (a.s) ile olan mücadelesinde görmekteyiz. Osman’ın kanının hesabını sorma, Talha’yla Zübeyir’i kışkırtma, Sıffin savaşında Kuran’ı mızrakların ucuna takma ve İmamın hükümetine baskı amacıyla şehirlere anîden saldırıp yağmalama gibi sayısız entrikalara başvurmuştur. Fakat İmam Hüseyin (a.s) asla böyle bir kişiliğe sahip birisi değildi, o sırf hedefine ulaşmak ve zahiri bir başarı kazanmak için köklü erdemlerinden, değerlerinden ve inançlarından vazgeçecek birisi değildi. O da babası İmam Ali (a.s) gibi düşünüyordu, İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Zulüm ve haksızlıkla kazanılacak bir başarıyı asla istemem.”
Öyleyse doğal olarak, kardeşi İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye’ye vermiş olduğu sözden dönemez ve Onun anlaşmaya uymamasına rağmen, İmamda anlaşmayı bozamazdı.
3- Ayrıca o zamanın toplumsal şartlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. İmamın antlaşmaya uymaması sonucunda neler ola bileceğini daha dikkatli düşünmeliyiz. Muaviye bütün İslâm memleketine hâkim birisi, tartışılmasız Yemen’den Şam’a Irak’tan Hicaz’a kadar tek yönetici, ayrıca her şehirde bulunan memurları da sürekli onun siyaset, plân ve programlarını savunup halka beğenilecek bir şekilde aktarıyorlardı. Velhâsıl Emevi rejimi hükümet toplumu istediği şekilde yönlendire biliyordu.
İmam Ali’ye (a.s) isyan ettiği dönemde Osman’a yardım edebildiği halde yardım etmeyişini gizleyip, bunun aksine onun kanının hesabını soranında sadece Şamlılar olduğunu herkese kabullendiren birisidir. Böylesi hilekâr birisi, şimdi tek hâkim ve birçok imkânlar sayesinde halkı istediği gibi yönlendire bilir. Eğer İmam (a.s) anlaşmayı bozacak olsaydı bunu ülkenin her tarafına anında ulaştırıp, kendi lehine yorumlayarak İmamı sözünde durmayan, anlaşmasına sadık kalmayan, isyancı ve toplum düzenini bozan birisi olarak tanıta bilirdi. Bunun karşısında İmam Hüseyin’de (a.s) her ne kadar haklı olduğunu haykırsa bile sesini kimse durmayacak ve herkes anlaşmaya uymayanın aslında Muaviye olduğundan habersiz, İmamı suçlayacaktı.

İki: Muaviye’nin Konumu
O zamanın toplumu ve özelliklede Şamlılar Muaviye'ye çok olumlu bakıyorlardı, bu yüzden de O’na karşı kıyamı zorlaştırıyordu; çünkü onlar Muaviye'yi; Peygamberin sahabesi, vahyin kâtibi, Peygamberin eşinin kardeşi v.b güzel sıfatlarla İslâm’ın yayılışında en fazla zahmet çeken birisi olarak tanımışlardı, özelliklede Şam bölgesinde.
Ayrıca yaşının İmam Hasan (a.s) ile İmam Hüseyin’den (a.s) büyük olması ve herkesten daha fazla yöneticilik yapmış olması da onun toplum gözünde hükümete daha lâyık gösteriyordu. Bunu İmam Hasan’a (a.s) yazdığı bir mektup da söylemişti. İmam Hüseyin’le mücadeleye giriştiği zaman, anında bu iki sözde üstünlüğe sarılacaktı.

Üç: Muaviye’nin Politikacılığı
İmam Hasan’la (a.s) barış anlaşması imzalandıktan sonra, Muaviye değişik metotlarla Ben-i Haşim’e özelliklede İmam Ali’nin (a.s) aile çevresine birçok zulüm ve haksızlıklar yapmıştı öyle ki; hatta İmam Hasan’ı (a.s) bile zehirleterek şehit etmişti. Fakat bütün bu düşmanlığına rağmen herkese Ehlibeytle, özellikle de İmam Hüseyin’le çok iyi anlaştığını gösteriyordu.
İmamla iyi geçinmeye ve halkada dışta böyle göstermeye o kadar önem veriyordu ki; ölüm vakti oğlu Yezid’ten aynı politikayı devam ettirmesini ve kesinlikle İmam Hüseyin (a.s) ile savaşmayıp, O’nu öldürmemesini istemiştir.
Muaviye’nin niçin böyle bir siyaset uyguladığı çok açıktır; O İmam Hasan’la (a.s) yapmış olduğu anlaşma sayesinde, hükümetini oluşacak krizlerden korumuş, diğer taraftan da herkese kendisinin meşru bir halife olduğuna inandırmıştı. Oysa İmamı zehirleterek öldürdüğünü açıkça gösterseydi, kesinlikle herkes Muaviye’den nefret edecek ve hükümeti de birçok sorunla karşı karşıya kalacaktı. Bu yüzden elinden geldiği kadar kendisini Ehlibeyte yakın gösterip, halkın sevgisini kazanmaya çalışıyordu. Diğer taraftan böyle yapmakla Ehlibeyti kendisine bağladığını ve her türlü karşı çıkma ihtimallerinin önünü aldığını zannediyordu. Beyt’ul maldan İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin’e (a.s) büyük miktarlarda bağış yaptıktan sonra onlara minnet koyma kastıyla şöyle dedi: Bu hediyeleri benden taraf alın ve bilin ki ben Hint’in oğluyum, benden önce kimse sizlere böyle hediyeler vermemişti ve benden sonrada vereceklerine inanmıyorum.
İmam Hüseyin (a.s) bu bağışlama ve hediye vermelerle hiçbir minnetin konulamayacağını göstermek için şöyle buyurdu: “Allah’a yeminler olsun ki, ne senden önce ve nede senden sonra hiç kimse biz iki kişiden daha faziletli ve daha üstün hiç kimseye böyle bir hediye veremez.”
Üstelik Muaviye şiddet politikasını uyguladığı takdirde aksi sonuç vereceğini biliyordu, zira bu şekilde davranmak halkın Ehlibeyte olan ilgisini çoğaltıp, hükümete karşı gönüllerde nefretin oluşmasına sebebiyet verecekti, buda uzun süreli düşünüldüğünde birçok insanı Ehlibeytle birlikte savaşmak için onların etrafına toplayacaktı. Bundan daha önemlisi; o zaman İmam Hüseyin’i (a.s) bir tehlike olarak görmüyordu ve İmamla iyi geçinerek kendisini gelecekte ki büyük bir tehlikeden korumaya çalışıyordu.
Buna karşılık İmam Hüseyin (a.s) imkânını bulduğu her yerde ve her bahaneyle Muaviye’nin hükümetini eleştiriyordu. Bunun en açık örneği Muaviye’ye yazmış olduğu mektupta göze çarpmaktadır, yapmış olduğu cinayetler, İslâm dinine bıraktığı bidatler ve Yezid’i kendisinden sonra halife tayin etmesine sert bir dille itiraz etmiştir. Diğer taraftan İmam kıyam etmesi halinde Muaviye’nin izlemiş olduğu politika ve güçlü propagandası sayesinde kimsenin kendisine yardım etmeyeceğini aksine herkesin Muaviye’yi haklı göreceğini çok iyi biliyordu.
Dört: O Dönemin Şartları
İmam Hasan’ın (a.s) şehadetinden hemen sonra, Küfeliler İmam Hüseyin’e mektup yazarak baş sağlığı dileyip, O’nu İmam olarak kabul edip her türlü emrine hazır olduklarını ilân ettiler. Lakin İmam, her türlü hareketi başlatmaktan sakınıyordu, çünkü rejim, Şam merkeziyetiyle ülkenin her tarafına güçlü bir şekilde hâkim idi, özelliklede Küfe’deki Emevi yönetici ve memurlar her şeyi ellerinde tutmaktaydılar. Ayrıca Küfeliler çok vefasız ve verdikleri sözde durmayan bir kişiliğe sahiptiler, İmam Hüseyin (a.s) buna, babası Hz. Ali (a.s) ve kardeşi İmam Hasan’ın (a.s) döneminde yakından şahit olmuştu. Diğer taraftan Muaviye kendisini dört dörtlük bir Müslüman olarak gösterip, İslâm memleketinin her tarafında iyi bir izlenim bırakmıştı. İmam Hüseyin (a.s) bütün bu etkenleri göz önünde bulundurarak kıyam etmedi ve kıyam etmesi halinde başarısının sıfır olacağını, ayrıca herkesin O’nu toplumun düzenini bozma peşinde olan isyancı birisi olarak tanıyacağını çok iyi biliyordu. Bu şartlar da yapılacak bir kıyam, zaten çok az olan güçleri gereksiz yere harcamak demektir.
Fakat birde Yezid’in dönemindeki, toplumsal yapısını inceleyecek olursak, yukarıdaki bütün özelliklerin tam tersinin oluştuğunu göreceğiz.

ZEHRANET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.ozcancanpolat.com
 
Niçin İmam Hüseyin (a.s)ın Muaviye döneminde kıyam etmedi?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HİRA.forumotion.com :: EHL-İ BEYT :: EHL-İ BEYT :: 3. İmam Hüseyin (a.s)-
Buraya geçin: